21 Mayıs 2017 Pazar

LAMY 2000 İçin Ağıt



Eski bir Lamy 2000 vardı bende. Eski dediysem sahiden eskiydi. İlk çıkan örneklerden biriydi, arkasında minik bir L harfi olan, küçük detaylarıyla yeni çıkan Lamy 2000'lerden ayrılan çok güzel bir dolmakalemdi.

Yıllardır sorulur, hangi kalemi/kalemleri almalıyım diye. Ben de bir kalemseverin elinde muhakkak olması gereken 5-10 tane kalem sayarsam bir tanesi mutlaka Lamy 2000 olur. Çünkü Lamy 2000 bir başyapıttır. Eski yeni fark etmez, Bauhaus okuluna bağlanan tasarımıyla üst düzey bir dolmakalemdir. Hele dandik bir kalemden sonra onunla karşılaştığınızda çağ atlamış gibi olursunuz.

Soldaki benim kayıp kalemim, sağdaki bir arkadaşın yeni nesil Lamy 200 dolmakalemi.

Uzun zamandır kalemlerimin arasında Lamy 2000 yok maalesef.

Söylemesi zor: Kaybetmişim. 


Aslında önce paniğe kapılmadım. Sakince ve sırayla olabileceği yerleri (gazetedeki masanın çekmeceleri, evdeki kutular...) tek tek aradım. Her hafta sistematik olarak araştırmamı sürdürdüm. Her yere baktım ama yok yok!

Bu hafta arayacak yerlerin tümüne baktığımı anladım ve kahroldum. Bazı şeylerin telafisi yok. (Kaybolan güzel şeylerin en acı veren yanı da bu.)

Kalem deyip geçmeyelim, kaybolup giden değerli hemen her şey gibi yanında alıp götürdüğü bazı şeyler de oluyor.

19 Mayıs 2017 Cuma

Değişen Kalemsever Değişmeyen Kalem



Kalem değişmiyor, yani ruh olarak değiştiğini söyleyemeyiz.

Ama kalemsever daimi bir çalkantı içindedir.

Eşsiz güzellikteki Postacı (Il Postino) filmi geldi aklıma birden.


Genç Mario, sahilde Neruda ile metafor (istiare) üzerine konuşur ve karşılıklı bir dizi şaşkınlık yaşanır.


Güzel bir kalemle karşılaşan kalemsever de öyle şaşırır işte.

Kalem de insanla karşılaşıyor ya o sıra, eşyanın şaşırdığı vâki değildir.